korkulu rûyalar..

korkulu rûyalar..

Korkularım var benim! Bir deli çığlığı uyutmayan rûyalarımda; boşlukta dolanan suretimin çığlıklarımı yansıttığı dakikalarda daha bir yüksek eda ile tekrarlarla bastığım haykırışlar var karanlığa. Kendinden ürktüğü, kendinden korktuğu bir manzara insanın.. Bir isyanın çığlığı mı bu yoksa üst üste yığılmış nifakların dehşetli tasviri mi? bilemiyorum zira..

Şiddetinden olsa gerek anlam veremediğim savrulmalar, parçalanmışlıklar değiyor gözüme. O denli çığlıklarım ki, yıpratmış ben gibi libasımın yakalıklarını.. Neye, kime ait olduğunu bilmediğim şeylerin şerrinden sığınarak aralıyorum gözlerimi korkularıma. Henüz ilk olmayan bu korkularımın sonu olacak mı, hiç sanmıyorum. Unutulmuşluk provalarına terkettiğim noktada hep; üstüne basa basa ben buradayım, seninleyim diyor adeta umarsızca. Olman gereken yerde değilsindiyorum usulca..

En ücra köşelerime dek yaşadığım korkularımdan, bedenimi titreten bir zelzele ile sarsılırken gecenin bağrında, bir tek kalbimin atardamarlarındaki yoğun hareketlilikten doğan varlığını hissediyorum anlamsızca. Sığındığım inançlarım kucaklasın istiyorum kollarını açarak.. Saatler geçiyor asırlar gibi ve ben yine dinmek bilmeyen korkularımla..

Koca bir ummanda baş başayım terkedildiğim korkularımla, yelkenler açıyorum hangi kutba savurduğunu bilmediğim fırtınalara. Belki kıyısında bulurum kendimi bir limanın, belki de devrik bir alaborayla dalgaların sırtında.. Korkuyorum.. rûyalarımdaki korkunun gözlerimi açtığımda da bana hakim olmasından.. Rûyalar hep hulyâ değil! korkuyorum beni korkutan korkularımdan..