Vakit, geceyi çoktan devirdi.. Tükettiğimiz ömür sermayesinden geriye ne kaldı dersin? Biliyor olsaydım keşke..
Bugün, karanlıklar içinde sığındım odamın en kuytu köşesine. Dışarıda mevsimler dönüyor, yapraklar birbiri ardına intihar ediyor toprağa.. Lakin benim içimdeki mevsim, hep o zemheri, hep o ayaz.. Hani bir yaprak dalından kopar da, rüzgârın insafına kalır ya.. İşte öyle savruluyor niyetlerimiz.. Nafile, düşülen yerin toprağına karışmaktır mukadderat belki de.
Kelimeler, manasını yitirmiş birer lügat parçası gibi savruluyor zihnimin kurak topraklarında.
Sanki bir hattatın elinden dökülen o mürekkep, kâğıda varmadan havada donup kalmış Hemdem. Ne yere düşebiliyor, ne de göğe yükselebiliyor. Araf'ta asılı kalmış bir damla gibi titrek, bir o kadar da düşmeye meyilli..
Sence de bu yaşamak dedikleri, sadece ölümü beklerken oyalandığımız o uzun, o bezgin "mukaddime"den ibaret midir? Asıl hakikate ne zaman erilir? Yoksa biz, bir ömür boyu sadece o serlevhayı fehm-edemeden mi göçüp gideceğiz şu diyârdan..?
Bilinsin isterim; hayatın gürültüsünde bigâne kalınmışsa eğer, o son veda deminde de o derin sükûtu bozmaya tevessül edilmesin.. Gönülde saf tutamayanın, musallada saf tutması beyhudedir zira..
Belki de hayatın başlığına yazılacak tek kelime "sükût"tur, duyulmayan çığlıkların hatrına..
İşte bu yüzden, son kez daldırıyorum hokkaya divitimi Hemdem... Bu, kâğıda düşen son damla, bu, kelimelere sığındığım son gece. Zira sözün ben gibi tükendiği, mânânın ise henüz kundağa sarılmayı beklediği o ince çizgideyim.
Şimdi bütün pencerelerimi kapatıp, kapılarımı "sükûta" kilitliyorum. Öyle ya, dışarıdaki gürültüden daha kıymetli bir sesin müjdesi var kulağımda. Avuçlarımda biriken o soğuk külleri de savurdum gitti bu gece böylelikle..
Bu gönül hanesi, artık kelimelerle değil; Aişe'nin o masum nefesiyle dirilip, Esmâ'nın tecellisiyle şenlenecek nasip olursa.
Bundan gayrı söz de, sükût da; duyulmayan çığlıkların değil, sesime ses vermeyen duvarların sağır eden sükûnetine inat, filizlenen ve hep taze kalacak olan ümidin hatrınadır.